Kardiyoloji ve Kalp Damar Cerrahisi

Kalp ve damar hastalıklarından muzdarip olan insanların sayısı her geçen gün artıyor. İnsanlar; fast food ağırlıklı beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve alkol kullanımı gibi faktörlerden dolayı kalp ve damar hastalıkları ile karşılaşıyorlar. Söz konusu rahatsızlıkların belirtilerini fark edenler; hangi bölüme gideceklerini ve hangi doktora tedavi olacaklarını araştırmaya başlıyorlar. Bilhassa kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi arasındaki fark merak ediliyor. Birçok kişi; kardiyoloji ve kalp damar cerrahisinin aynı olduğunu düşünür. Fakat, bu şekilde düşünenler, ciddi bir yanılgı içerisindedirler.

Kardiyoloji ile Kalp Damar Cerrahisi Arasındaki Fark Nedir?

Kardiyoloji; kişinin öyküsünü inceler. Var olan rahatsızlığı belirlemeye çalışır. Şikayeti olan kişiyi incelemeye alır. Ardından, rahatsızlığın ne olduğunu belirleyip buna uygun bir tedavi planını uygulamaya koyar. Ancak, herhangi bir cerrahi işlemin gerekli olduğu hallerde hastanın kalp damar cerrahisi bölümüne yönlendirilmesi söz konusudur. Kalp damar cerrahisinde görev alan doktorlar; gerekli cerrahi işlemi yerine getirirler. Sonuç olarak, kardiyoloji ile kalp damar cerrahisi arasında önemli farklar mevcuttur.

Kardiyoloji Neye Bakar?

Kardiyoloji; kalp ve dolaşım sistemi üzerinde çalışan bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. Geçmiş yıllarda dahiliyenin içerisinde kendisine yer bulan kardiyoloji; 2020’li yıllarda olduğumuz şu günlerde tek başına bir bilim dalı olarak ifade edilir. Kardiyoloji uzmanları; tahmin edilebileceği üzere hastaların kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarını detaylı olarak incelerler. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, kalp ritmi bozuklukları, doğuştan itibaren kendisini gösteren kalp rahatsızlıkları, çene ve sol kolda meydana gelen ağrılar, bu ağrıya bağlı olarak kendisini gösteren terleme ve mide bulantısı, koroner arter rahatsızlıkları; kardiyolojinin ilgilendiği hastalıklar arasında yer alır.

Kardiyoloji; ilgi alanına giren rahatsızlıklardan dolayı genellikle kalp damar cerrahisi ile karıştırılır. Fakat, daha önce de ifade ettiğimiz üzere her iki bölüm arasında birtakım farklar vardır. Kardiyoloji; öncelikli olarak hastalığı teşhis eder. Ardından, hastalığı uygun yöntemlerle tedavi etmeye başlar.

Kalp Damar Cerrahisi Neye Bakar?

Kalp ve damar sorunları ile karşı karşıya gelenlerin ilk adresi kalp ve damar cerrahisi değildir. Her şeyden önce, kardiyoloji bölümüne gitmeleri gereklidir. Kardiyoloji uzmanları; kişinin rahatsızlığının ne olduğunu teşhis ederler. Ardından, hastaya hangi tedavinin uygulanacağına karar verirler. Birtakım rahatsızlıklar ilaç ile tedavi edilir. Fakat, bazılarının tedavisi için doğrudan cerrahi işlem gerekir. Bunun yanı sıra, ilaç tedavisi; bazı durumlarda işe yaramayabilir. Bu noktada, cerrahi işleme ihtiyaç duyulur. Kardiyolog; kişinin durumuna bakarak hangi yöntemin tercih edilmesi gerektiğine karar verir. Hasta; bilhassa cerrahi bir müdahalenin gerekli olduğu durumlarda kardiyoloji uzmanı tarafından kalp ve damar cerrahisine yönlendirilir. Kalp ve damar cerrahisinde gerçekleştirilen işlemler sayesinde hastanın eski sağlığına kavuşması sağlanır.

Kalp damar cerrahı; hastanın durumunu değerlendirir. Ameliyat seçeneğine başvurur. Ameliyat sırasında hastanın kalbini açar. Bu sayede, gerekli düzeltmeleri yapar. Söz konusu evrede kalbin durmasına rastlanabilir. Kalp damar cerrahı devreye girerek kalbin yeniden çalışmasını sağlar. Bu sayede, hasta; eski sağlığına kavuşur. Cerrahi müdahale oldukça kritiktir. İşinde başarılı olan bir kalp damar cerrahı tarafından yapılması şarttır. 2020’li yıllarda olduğumuz şu günlerde kalp damar cerrahisinin teknolojik gelişmeler sayesinde sürekli olarak aşama kaydettiğini dile getirebiliriz. Araştırmalar ve çalışmalar; hastaların sağlıklarına en kısa sürede kavuşmaları adına faydalı olur.

Kardiyoloji Hangi Hastalıklar ile İlgilenir?

Kardiyoloji; kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili rahatsızlıkları inceleyen bilim dalı olarak tanımlanır. Altı yıllık tıp eğitimini bitiren bir doktorun kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimi alması gereklidir. Ardından, kardiyolog (kardiyoloji uzmanı) unvanını alır. İnsanlar; birtakım belirtiler ile karşılaştıkları takdirde vakit kaybetmeden kardiyoloji bölümüne gitmelidirler. Bilhassa siyanoz, çarpıntı, çabuk yorulma, bayılma, nefes darlığı, ödem, göğüs ağrısı, gece idrara çıkma gibi belirtiler ciddiye alınmalıdır. Bu belirtilerin altında çok daha ciddi bir rahatsızlık olabilir.

Kalp; vücut adına hayati öneme sahip olan bir organdır. Vücuda kan pompalama görevini yerine getirir. Fakat, kalp; birtakım sebeplerden dolayı, vücudun ihtiyaç duyduğu kanı olması gerektiği miktarda pompalayamaz. Bu gibi hallerde, kalp yetmezliği adı verilen bir hastalık meydana gelir. Kardiyoloji bölümüne gelen vakaların birçoğu kalp yetmezliği olarak bilinir. Bunun yanı sıra, kardiyoloji; aşağıdaki rahatsızlıklar ile de ilgilenir:

Hipertansiyon: Kronik bir hastalık olarak bilinir. Tansiyon olarak bilinen kan basıncı; her insanda farklı bir değere sahiptir. Büyük ve küçük tansiyon olarak bilinen iki farklı tansiyon türü mevcuttur. Bu noktada, hastanın kan damarlarındaki basıncın normalin üzerinde olduğu hallerde hipertansiyona rastlanır. Hipertansiyon; geceleri idrara çıkma, nefes darlığı, halsizlik, çabuk yorulma, baş ağrısı, baş dönmesi, bacaklarda şişlik, bulanık veya çift görme, burun kanamaları, kulak çınlaması gibi belirtiler ile kendisini gösterir. Bunun yanı sıra, hipertansiyonu ortaya çıkaran birden çok etmen mevcuttur. Gereğinden fazla tuzlu gıdalar ile beslenen, alkol ve sigara kullanan, kafa içi basıncı yüksek olan, böbrek tümörlerine sahip olan, akut veya kronik böbrek rahatsızlıklarından muzdarip olan, şeker hastalığına yakalanan kişilerde hipertansiyona rastlanır. Hipertansiyon tedavisi aslında bir süreci kapsar. Her şeyden önce, kişinin yaşam tarzında birtakım değişikler yapması gereklidir. Bilhassa kişinin ideal kilosuna dönmesi şarttır. Ayrıca, tuz tüketimi azaltılmalıdır. Daha çok meyve ve sebze tüketilmelidir. Doymuş yağ oranı bakımından zengin yiyeceklerin tüketilmemesi gereklidir. Ayrıca, kişinin sigara ve alkol kullanımını bırakması şarttır.

Koroner kalp hastalığı: Kalbi besleyen damarları tıkayan problemlerden kaynaklı olarak ortaya çıkan hastalıktır. Kan akımının engellenmesi; kişinin çabuk yorulmasına neden olur. Ayrıca, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikayetlere de rastlanır. Damarın tamamen tıkanması kalp krizine neden olur. Bir başka deyişle, kişinin hayatı tehlike altına girer. Hasta; bu hastalığa yakalanmamak adına yaşam tarzında birtakım değişiklikler yapmalıdır. Alkol ve sigara kullanımından kaçınılmalıdır. Bunun yanı sıra, kötü beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı da terk edilmelidir. Ayrıca, hastanın durumunu teşhis etmek adına kalbin damarları görüntülenir. Bazı vakalarda ilaç tedavisine başvurulur. Buna ek olarak, balon veya stent uygulamasına da başvurulabilir. Ameliyatın gerekli olduğu durumlar da mevcuttur.

Aort yetmezliği: Bilhassa belirli bir yaşın üzerindeki insanların hayatını tehdit eden bir hastalıktır. Kardiyoloji; aort yetmezliği ile de ilgilenir. Aort adı verilen atardamarda genişleme olması halinde aort yetmezliği adı verilen rahatsızlık ortaya çıkar. Yüksek tansiyon sorunu ile karşı karşıya olan hastalarda sıklıkla görülür. Ayrıca, 60 yaşından büyük insanların da damar duvar yapısının yıllar içerisinde değişime uğramasından mütevellit bu sorun ile karşılaştıklarının altını çizmek gerekir. Bunun yanı sıra, bakteriyel enfeksiyonlar da bu soruna sebebiyet verebilir.

Kardiyoloji hastalıkları; genellikle benzer belirtiler ile kendisini gösterir. Çarpıntı, bayılma, istemsiz kilo kaybı, göğüs ağrısı, gece idrara çıkma, kan kusma, sertleşme sorunu gibi belirtilerin ciddiye alınması ve kardiyoloji uzmanı ile irtibat kurulması şarttır. Kardiyoloji hastalıklarının teşhis edilmesi sırasında efor testi, ekokardiyografi, BT koroner anjiyografi, akciğer grafileri, holter EKG gibi yöntemlerden yararlanılır. Hatta, miyokart perfüzyon sintigrafisi adı verilen gama ışınlarının kullanıldığı tanı yöntemi de bir hayli popülerdir.